Birinci Hata : E-posta adreslerini toplamayın!
Farkında değiliz ama hemen hemen hepimiz herhangi bir ürünü almadan önce ürünün yer aldığı web sitesini 7 defa ziyaret ediyoruz! Yanlış okumadınız: 7 defa! Bu gerçekten yüksek bir rakam…

Peki, e-posta pazarlama adına siz bu süreci nasıl etkileyeceksiniz?
Sitenize ilk defa girmiş birinin e-posta adresini isteyin. Eğer sitenize girmişlerse bu yaptığınız şey ile ilgilendiklerini gösterir, diyebiliriz. E-posta adresini verdiğinde bilin ki bu kişi sizden bilgi almayı gerçekten de hak eden sadık olma yolunda ilerleyecek bir kullanıcı! Bu kişilere daha çok bilgi vermeli, onları haberdar etmelisiniz.

Daha fazla e-posta adresi yani daha fazla üye edinmek için siz de karşılığında bir şeyler sunun; kitap, indirim, ödül ya da ücretsiz spor salonu kullanım kuponu olabilir.

Bir ipucu: Online yoldan e-posta toplamaya odaklanıp offline yoldan e-posta toplamayı ihmal etmeyin. Bu yolla üye kazanmanın önemini hafife almayın. Gerçeği söylemek gerekirse, offline yol ile üye toplamak online yollara nazaran daha kolay ve bu sayede organik büyüme elde edebilir, aslında daha başından gönderiminize izin vermiş kullanıcı ile ilişki kurabilirsiniz.

İkinci Hata: E-posta göndermeme ya da çok nadir e-posta gönderme
Birinin size e-posta adresini vermesi, sizinle ilişkide kalmak, sizden haber almak istediğini gösterir. Onunla iletişim kurmamak tıpkı hoşlandığınız kızın size telefon numarasını vermesi, ancak sizin kızı hiç aramamanız gibidir. 🙂

Bazı firmalar gönderebildikleri kadar az e-posta göndermeye gayret eder. Sahip oldukları kitlelerini rahatsız etmek istemezler; ancak daha az e-posta alışverişi daha bağlı bir kitleyi garanti etmez. Aslında durum bunun tam tersi denebilir. Eğer abonelerinize ayda bir defadan az olacak şekilde mail atıyorsanız onların hafızalarında yer almanız zorlaşacaktır.

Bilinir ki bir tüketici bir ürünü almadan bir dizi karar sürecine girer ve bu karar sürecinde markaya karar vermek için fikirler alır, bu fikirleri gerek tanıdıklarından, gerek internetten, televizyon reklamlarından alır. Ancak bu karar sürecinin ilk basamağında kişi önce kendi hafızasını yoklar. Bu sebeple orada yer etmek ve önce tüketicilerin/kullanıcıların aklında ön sıraya yükselmek önemlidir.

Peki ya bağlantıyı nasıl kuracaksınız? Kısaca, eğer sunduğunuz içerik ilgi çekici ve aksiyona sebep olacak türdeyse sadık takipçileriniz olacaktır. Eğer geçen her gün böyle içerikleri üretebilir ve takipçilerinizin/müşterilerinizin hayatlarına değer katmaya devam edebilirseniz, aynen böyle devam edin!

Üçüncü Hata: Hoşgeldin e-postalarının gücünü yadsımak
Pazarlama adına atılan e-postalardan en yüksek açılma oranlarına “Hoşgeldiniz” E-postaları sahiptir: Açılma oranları %50-60 bandında seyretmektedir. İşin içindekiler bilir ki bu hem çok yüksek bir oran hem de çok büyük bir fırsattır.

Dahası, “Hoşgeldiniz” e-postası alan müşterilerinizin %33’ü markanızla uzun vadeli bağlılıklarını sağlamlaştırmış oluyorlar.

Yani bir “Hoşgeldin” e-postasında yeni üyenize/müşteri adayınıza sadece “Hoşgeldin” demekle yetinmeyin. Bunun yerine okuyucunuzla bir ilişki başlatın; diyalog kurun. Kendinizi tanıtın. Onlara yararlı bilgiler iletin. Feedbacklerini isteyin. Değer yaratarak rekabet avantajı sağlayın.

Şikago’da et satan bir kasap bulunmaktadır. Kasap dükkanının sahibi her bir gün gelen her müşteriden tek tek e-posta adreslerini topluyor. Ve müşterilerine her hafta et ile yapılacak yemek tariflerinin anlatıldığı e-postalar atıyor. Böylece birçok kasabın olduğu et pazarında kendisini et ve et yemekleri uzmanı olarak duyurduğu için ayrışmış oluyor. Çok zekice bir fikir!

Dördüncü Hata: İçgüdülerinize fazlaca güvenmek
Genellikle hitap ettiğimiz kitleyi tanıdığımızı bildiğimizi düşünürüz; ancak zaman zaman onlarla konuşmak çok zor olabilir. Mesela dönüşlerini alabilmek için onlara anket gönderin.

Tamam tamam, ne düşündüğünüzü biliyoruz. Bunları yazarken benim de anketlerle ilgili aklım karışık aslında. Evet, biliyorum ki müşterilerinizden dönüş alabilmek ve fikirlerini öğrenmek için anketler güzel bir yol; aynı anda bu iyiliği istediğimiz için kendimizi biraz suçlu da hissedebiliriz.

İşin gerçeği, psikoloji alanında çalışmalar yürüten uzmanlar ispatlıyor ki, eğer birine bir iyilik yaparsanız sonuç olarak o kişiyi sevmeye olan eğiliminiz artar. Bunun arkasındaki neden kendi aksiyonumuzun bir gerekçesi olduğunu kendimize kanıtlamaktır. “Evet bu iyiliği ona yaptım; çünkü onu severim.” demek daha mantıklı gelecektir insana. Müşterileriniz tarafından sevilmek mi istiyorsunuz: Onlardan bir iyilik isteyin ve anketi yollayın!

Beşinci Hata: “Abonelikten Ayrıl” linkine yer vermemek
Eğer bir kişi artık ilettiğiniz içeriklerle ilgilenmiyorsa, sorun değildir. Bırakın üyelikten ayrılsınlar. Demek ki onlar sizin hedef kitlenizde değil. Sizin amacınız gerçek bir abone listesi oluşturmak, üyelikten ayrılmalarını engellemeye çalışmak değil. Amacınızı karıştırmayın.

“Üyelikten Ayrılmak İstiyorum” linkini saklamayın. Bunu insanlar kolayca bulamazlarsa, işte o zaman sizin e-postanızı “spam” olarak işaretlerler. Ve bildiğiniz gibi, bu üyelikten ayrılmalarından çok daha kötü ve istenmeyen bir durumdur.

Altıncı Hata: Yanlış karşılama sayfası
Üyelerinize gönderdiğiniz maillerde onların gitmelerini istediğiniz karşılama sayfalarının linklerini koyuyorsunuz. Bu linkin doğru olması hayatsal bir öneme sahiptir. “Gönder” butonuna basmadan önce ikinci bir kontrol yapılsa ve tüm linklerin doğruluğu test edilse çok iyi olabilir. Örneğin, bir mail aldım diyelim. İçinde çeşitli ürünler ve ürünlere ait linkler var. Oda parfümüne ait olan linke bastığımda yönlendirildiğim sayfa sebzelerle alakalı bir linkin sayfası oldu. İlgi gösterdiğim ürün yerine apayrı bir ürüne ait bir sayfaya yönlendirildim. Bu noktada yeniden oda spreyini aramamı bekler misiniz? Yanıt: kocaman bir hayır. Çoktan web sitesini kapattım ve e-postayı sildim. Üzgünüm.

Bu tıpkı mobil uyumlu web siteleri gibi; eğer sizin takipçi kitleniz, onlara gönderdiğiniz e-postaları mobil cihazlar üzerinde okuyorlarsa web sitenizin kesinlikle mobile uyumlu yani orjinal kavramı ile belirtmek gerekirse “responsive” olması gereklidir; buna mutlaka dikkat edin. Neticede herkes yazıları okumak için ekrana “zoom” yapmaktan nefret ediyor. 🙂 Yine bu durumda web sitesini kapatırlar ve okuyucuyu&müşteriyi kaybedersiniz.

Yedinci Hata: ?
Şimdi sıra sizde. Saymayı unuttuğumuz hangisi? Sizce bu listeye ne eklenmeli?

Satışlarınızı ve websitesi ziyaretçi adedinizi arttırmak, taktik ve araçları öğrenmek için şimdi kayıt olun

Abone listemize üye olun